Melek Ay

Güllerin İlkbahar gösterisi

Anavatanı Anadolu. Kokulu güller arasında en değerli türlerden biri olan Rosa Damascena dünyada sadece Isparta yöresi ve Bulgaristan’ın Kazanluk bölgesinde yetişiyor. Sadece bir ay açıyor. O yüzden bu harika deneyimi yaşamak isterseniz, mayıs ayı ortalarından haziran ortasına kadar sadece bir ay açan Rosa Damascena için Isparta bölgesini mutlaka görülecek yerler listenize eklemelisiniz. Rosa Damascena çok nadir bir gül türü. Özel bir toprak, özel bir iklim istiyor. Bu nadide gül yumuşacık,katmerli, pembe yapraklı ve kokusu müthiş olmakla birlikte, dünya koku ve güzellik endüstrisinin çok değer verdiği bir bitkidir. Gerçek bir gül suyu veya eşsiz gül yağını sakın piyasada bulunan sentetik olarak üretilip satışa sunulan ürünlerle karıştırmayın.

Bir ay boyunca her sabah çalılar ayrı ayrı tomurcuklardan gül açıyor. Toplanan güller, ilk 6 saat içinde uçucu yağlarını kaybetmeden bitmiş ürün haline getirilmek zorunda. Gül toplamaya sabah 05.00’te başlanılıyor. Üstlerine daha güneş ışığı vurup değeri olan uçucu yağlar azalmadan toplamaya başlanır. En makbul yağ, üzerinde çiğ olan gülün yağıdır.

Çiçekler arasında en yüksek enerji 384 megahertz frekans ile güle aittir. Gül kokusunun hafızayı arttırdığı ve beyni daha iyi çalıştırdığı bilimsel çalışmalar ile kanıtlanmıştır.

Aromaterapide gül çok özel bir yere sahip. Gül yağının içerisinde 85 farklı maddeden biri olan feniletenol rahatlatıcı, uyku verici etkisi ile depresyon tedavisinde kullanılıyor. Ayrıca kalp enerjisini uyarıyor, kalp çakrasını açıyor.

Gül eski kadim Anadolu sağlık biliminde tedavide yoğun kullanılmıştır. Ateş düşürmede, boğaz ağrılarında, ağız içi yaralarda, göz hastalıklarında, mide rahatsızlıklarında, karaciğer rahatsızlıklarında ve cilt rahatsızlıklarında suyundan, yağından ya da macunundan sargılarla uygulamalar yapılmıştır. Gül macununun midedeki salyayı azaltarak, bağırsakları temizlediği biliniyor. Yine cildi temizlemede, sıkılaştırmada, nemlendirmede, canlandırmada tonik olarak gül suyundan faydalanılmıştır.

Gülün şifasından her türlü faydayı nasıl sağlayacağını düşünen, ilk distilasyon sistemini çizen ve uygulamaya alan kişide İbn-i Sina’dır.

Her şeyde olduğu gibi modern tıp, ben bunun etken maddelerini bulup, sentetik olarak yapar sonrada ucuza satırım dedi. Nitekim insan bedeni bunları toksin olarak biriktiriyor. Arz ve talep doğru oluşturunca tekrar gül Isparta bölgesinden bir güneş gibi parlamaya başladı. Gelecek turizmde projeleri kapsamında Isparta bölgesi hem gül hemde lavanta üretimi ve satışı ile güçlü bir turizm potansiyeli ve evrensel endüstriyi topraklarında barındırıyor. Isparta dünya talebinin %60’ını karşılıyor. Müthiş değil mi?

Çiftçiler sezon başında anlaştıkları firmalara güllerini getiriyor ve fabrikaların toplama alanına bırakılıyor. Burada tartılıp, kayıt altına alınıyor. Sonrasında distilasyon işlemlerine başlanıyor.

Biz geçen sene Eglantine firmasının bir gününe misafir olduk. Hem fabrika sorumlusu Özgür Özer  hem de firmanın Belçika vatandaşı aromaterapisti tarafından harika bir ev sahipliği ile ağırlandık. Çok güzel bilgiler ve deneyimler yaşadık. Mutlaka ölmeden önce yapılacaklar listenize eklemelisiniz.

 Mesela 80 dönüm araziden toplanan 40 ton gülden uzun süren distilasyon sürecinden sonra 10 kg. gül yağı elde edilebiliyor ve bu 10 kg. yağın geçen sene piyasa fiyatı 120.000 Euro idi.

Gidin, görün,keşfedin, dokunun ve kokusunu içinize çekin. Şifa, güzellik ve sevgi kaynağı gül.

Ayurveda

Ayur : Yaşam,  Veda:Saf Bilgi

Günümüze ulaşmış bütünsel ve tamamlayıcı uzun,sağlıklı yaşam bilimi olan Ayurveda saf bilgi anlamına gelen ‘Veda’ nın kırk kolundan bir tanesidir.

5000 yıllık bir geçmişe sahip olduğu düşünülmektedir. Hindistan ve Nepal’de yaşamış olan çok gelişmiş bir uygarlıktan bize miras kaldığı söylenmektedir. Prensipleri evrensel ve ileri düzey oldukları için her zaman geçerlidir. Asya kıtası dışına taşınarak, eski Mısır ve Yunan tıbbının da temelini oluşturmuştur.

Veda bilgisi yaşamın her alanında mükemmel gelişmeyi amaçlamaktadır.

Ayurveda bilgileri zaman içerisinde düzenli yaşam alışkanlığı haline getirildikçe etkilerini gösterir.Oluşan bulguları sadece tedavi et,baskıla yönteminden uzak; hastalığa yol açan sebepleri ve faktörleri kişinin bilincine taşıyarak düzeltmeye çalışır. Kişiye kendi bedeninin farkındalığı ve daha hastalık ortaya çıkmadan bedenini sürekli sağlıklı tutabilmenin yöntemlerini öğretir. Bir yaşam öğretisi olarak tek yönlü değil, fiziksel bedeni, ruhsal yapıyı, bilinç düzeyini ve yaşam ortamını yönetme gücünü kişiye sunar.

Bu öğreti bizlere toksinsiz yaşamayı, bağışıklık sistemimizi güçlendirmeyi hatta genç bir yaşlı olmayı mümkün kılıyor.:)

İnsan bedeni her saniye sürekli bir yapım ve yıkım içerisindedir. Her beş günde bir midemizin iç tabakası değişir. Her beş haftada bir cilt hücrelerimiz yenilenir. İskelet sistemimiz her üç ayda bir yenilenir. Böyle mükemmel bir sistemi hem bedensel hem ruhsal olarak doğru yönetememek bizi daha toksit bir hale getirir ve yapım-yıkım dengesini bozduğumuz an hastalıklar kaçınılmaz son olur.

İnsanın doğasında varoluş olarak ‘sağlıklı olma hali’ varken biz dengeleri alt üst ederek ‘hasta olma hali’ne neden geçmek isteyelim ki…

5 ELEMENT

Ayurveda da her şey denge üzerine kuruludur. 5 element yaşamımızın temel yapı taşları oluşturur. Boşluk, Hava, Ateş, Su, Toprak…

Hücre zarlarımızda ki delikler ‘boşluk’u, hücre zarı ‘toprak’ı, zarın içerisindeki enerji ‘ateş’i , hücre sıvısı ‘suyu’, hücrenin içerisinde ki bu metobolizma oluşan oksijen-karbon dioksit gibi gazlar ‘hava’yı imgeler.

DOSHA

Ayurveda’yı tam olarak anlayabilmek için her şeyde var olan üç yaşam enerjisini iyi anlamak gerekir. Bu enerjiler arasında ki denge bedende mükemmel sağlığı yaratır. Beden olarak baskın olan dosha nızı bilmek ve diğer iki doshayı dengelemek gerekiyor. Beden tipinizi bilmek için ayurveda uygulamasında uzmanlaşmış bir kişiden yardım alabilirsiniz.

Vata Dosha: Boşluk ve havadan oluşur. Vatayı yılan temsil eder. Taşıma,hareket,iletişim fizyolojimizde ki temel işlevleridir. Kuru,hafif soğuk,ince, hareketli,hızlı,sert, diğer doshalara liderlik edici ve genel olarak hastalıklara en çok yol açıcıdır. Bedende yerleşim bölgesi Kolon, kalınbağırsaklardır.

Pitta Dosha: Ateş ve bir parça sudan oluşur. Pittayı kurbağa temsil eder.Metobolizma,sindirim,dönüşüm iletişim fizyolojimizde ki temel işlevleridir. Sıcaklık,keskinlik,hafif yağlılık,asidik acılık ve bağırsaklarda boşaltıcı etkisidir. Bedende yerleşim bölgesi ince bağırsaklar ve midenin alt kısmıdır.

Kapha Dosha: Su ve topraktan oluşur. Kaphayı kuğu temsil eder. Yapı, birleştirme iletişim fizyolojimizde ki temel işlevleridir. Yağlılık,soğukluk,ağırlık,yavaşlık,yumuşaklık,parlaklık,kayganlık,sabitlik, yapışkanlık ve tatlılıktır. Bedende yerleşim bölgesi göğüs ve midenin bazı bölümleri.

Bunun dışında her doshanın 5 tane alt grubu vardır.

Vata: Prana, Udana, Samana, Apana, Vyana.

Pitta: Pachaka,Ranjaka,Sadhaka,Alochaka,Brejaka.

Kapha: Kledaka,Avalambaka,Bodhaka,Tarpaka,Shleshaka.

Detaylı incelemelerde bazı uygulamaların anadolu kültüründe de örnekleri ‘kocakarı’ ilaçları dediğimiz bir çok uygulama ile benzerlik taşımaktadır. Sağlığı kaybetmeden bilinçli yaşamak için; buhar banyosu, bitkisel yağlar ile yapılan masajlar, bedeni temizleyici,arındırıcı kürler ve beden tipine uygun beslenme ile dengelemek gerekiyor.

Daha önceki yazımda paylaştığım sabah ritüeli uygulamaları da yine ayurveda uygulamalarını içermektedir ve ben faydalarını kesinlikle görüyorum.

Yazımı, harika bir yaşam bilimi olan ayurveda ile ilgili daha fazla bilgi için Dr.M.Ender Saraç tarafından yazılmış olan bir kitap önerisi ile bitirebilirim: AYURVEDA – Sağlıklı ve Uzun Yaşamın Sırları 

Sağlığımızı kaybedince değil sağlığımızı koruyabildikçe güçlüyüz, dengeliyiz ve bütünüz.

25 Yaşamsal Arınma Adımı

 

  • Hayatınızı kimyasal uyarıcılardan arındırın.
  • Bağışıklık sisteminizi arındırın.
  • Nefes almayı öğrenin.
  • Zihninizi arındırın.
  • Zekanızı besleyin.
  • Mevsimlere uyun.
  • Yardım istemekten korkmayın.
  • Oruç tutun veya Detoks yapın.
  • Susuz kalmayın.
  • Meditasyon yapın.
  • Yaşam alanınızı temiz tutun.
  • Stres ile baş edebilmeyi ve gevşemeyi öğrenin.
  • Sigarayı bırakın.
  • Ana odaklanın.
  • Kendinizin en iyi arkadaşı olun.
  • Vücudunuzu temiz tutun.
  • Toksinleri bedeninizden atın.
  • Cildinizi onarın.
  • Elektromanyetik alanlardan uzak durun.
  • Ekonominizi düzeltin.
  • Geleceğinizi planlayın.
  • Etrafınızdan destek alın.
  • Kişisel özelliklerinizi destekleyin.
  • Egzersiz yapın.
  • Evinizden, hayatınızdan gereksiz her şeyi, herkesi atın,verin.Sadeleşin.

Sabah ritüeli

Sabahları uyandığım zaman hissettiğim ağız floram hiç hoşuma gitmiyordu.

Ben hayatımda hiç sigara kullanmadım. Ama gluten,şeker ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme alışkanlıklarımız vücudumuzda  toksinlerin birikmesi için yeterli zemini hazırlıyor. Bunun yanında sigara, alkol, stres, yeterli su içmeme, aşırı yeme, yetersiz uyku, kontrolsüz ilaç kullanımı, sevmediğimiz işimiz, gereksiz insan ilişkileri gibi sıralayabileceğimiz bir çok sebebe dayalı olarak toksinlerin vücudumuzdan atılma sistemine sürekli darbe indiriyoruz.

Oysa güneşin batması ile devreye giren hormonlarımız bedenimizde bir temizlenme ve arınma süreci başlatır. Tüm gün biriktirdiğimiz toksinleri atmaya başlar ve bu tüm gece sürer.

İşte tüm gece bedenimizde biriken toksinlerin atılmasına yardımcı olabilmek için sabah uyandığımızda yapabileceğimiz harika uygulamalar var ve ben bir kısmını iki bir kısmını ise bir yıldır uyguluyorum. Sabırla sabah ritüelinize ekleyebildiğiniz takdirde sonuçlarından çok memnun kalacağınızdan emin olabilirsiniz.

Dil sıyırma-temizleme

 Tüm gece toksinlerin bedenimizden atılma sürecinde en çok toksin dilimizin üzerinde  beyaz veya sarı tabaka olarak birikir. Bu tabaka genellikle kötü kokulu ve yapışkan bir doku olarak hissedilir. Candida mantarınında çoğalmasıbir çok hastalığa davetiye çıkarıyor. Eğer siz sabah kalkıp bir şeyler içmeye veya yemeye başlarsanız dilinizde biriken tüm toksinleri tekrar bedeninize gönderiyorsunuz. Bu durumda bedeninizde istenmeyen bir durumu başlatmış oluyorsunuz.Bu bakteri tabakasını sabah kalkar kalmaz sıyırıp atmamız gerekiyor. Eğer ben zaten dişimi fırçalarken fırçanın arka tarafı ile temizliyorum diyorsanız üzgünüm işe yaramadığını söylemek zorundayım. Bu işlemi; dilin arka kısmından öne doğru tüm yüzeyi bir dil sıyırıcı ile yapmak gerekiyor. İlk başlarda öğürme durumu yaşanabilir ama zamanla alışıyorsunuz ve sonuçlarını görünce vazgeçemeyeceğiniz bir işlem oluyor. Ben şahsen metal bir tatlı kaşığını kullanıyorum. Kaşığa gelen toksinleri görünce inanamayacaksınız..

Ağızda yağ çekme

1 çorba kaşığı zeytinyağı, hindistan cevizi yağı veya susam yağı ile ağızda yağ çekilerek yapılan bu işlemde yağ ağızda 20 dakika boyunca çalkalanıyor. Başlangıçta 5 dakika ile başlayıp alıştıkça süreyi tamamlayabilirsiniz. Ben hindistan cevizi yağı kullanıyorum. Yağ ağızda çalkalanarak dişlerin arasından da geçirilerek her yere değmelidir. Sadece boğazınıza değdirmeyin. Sonrasında da tükürün, kesinlikle yutulmamalıdır.

Bu işlem ağızdaki istenmeyen bakteri,mantar ve virüsleri yok ederken, geriye sağlıklı probiyotikleri bırakır. Diş ve ağız sağlığınızın yanında kalp sağlığınıza da katkıda bulunur.

Burun yıkama

Neti-pot denilen bir aletle yapılan bu işlemi küçük porselen bir çaydanlık yardımı ile de yapabilirsiniz. Ilık su ilave ettiğiniz neti-pota deniz tuzu (ben çok azda karbonat ekliyorum) ilave ediyorsunuz. Başınızı hafifçe yana yatırıp bir burnunuzdan suyu dökerek diğer burundan dökülmesini sağlıyorsunuz. Tüm kış mevsimi boyunca oğlum da uyguluyor ve arkasından soğuk sıkım susam yağı ile burun içine masaj yapıyor. Soğukalgınlığı, sinüzit, burun tıkanıklığı yaşamıyoruz…

Ilık, limonlu su

Büyük bir bardak ılık su içerisine yarım taze limonun suyu ilave edip, oturun ve yudum yudum için. Karaciğerinizin arınmasında ve sindirim sisteminizin toksinlerden arınmasında harika bir yardımcı içecektir. Bağışıklık sisteminizi destekler.

Bu kadar detaylı yazmış olmam sizde ben sabah sabah tüm bunlarla uğraşamam duygusu yaratmış olabilir. Ama uygulamada inanın çok vaktinizi almıyor ve sonuçlarını bedeninizde hissettikçe buna değdiğini göreceksiniz.

Daha ne olsun değil mi? İyilik, sağlık…

Yoga

Dünyanın kaybolmuş ve karmaşık göründüğü ve değerleri zedeleyerek yeni değerler ortaya koyamadığımız bu süreç oldukça can sıkıcı bir durum. Ama gerek evimizde gerek okulda bugün ki eğitim sisteminde bile çocuğumuza yüklediğimiz değerler eğitimi çok önemli olsa da bir şeyi hep atlıyoruz. Değerler eğitimden önce kendimizin ne kadar değerli olduğu gerçeğini…

Yoga için bir çok tanım kullanılabilir; bilimsel,fiziksel, ruhsal, spiritüel… Bence herkesin kendi içsel yolculuğudur yoga…Gerçek özümle bağlantı kurmamda yürüdüğüm bir yoldur. Böylece uyumu, huzuru, sevgiyi ve dengeyi tekrar tekrar zihnimden kalbime akıtma biçimidir.

Çok yakın zamanda çok sevgili yoga eğitmeni Bahar Kayahan hocam ile yoga,nefes terapi üzerine bir söyleşi yaparak sizlerle paylaşmayı çok istiyorum.

Yogada ki aşamalar adım adım sabırla,deneyimle, farkındalıkla yol alınması gereken kıymetli bir süreç. İnsan hayatının tüm boyutlarını etkiler, dengeler, geliştirir ve bütünü korur.

  • Negatiften arınma denilen birinci aşama “Yama”
  • Pozitifleri güçlendirme denilen ikinci aşama “Niyama”
  • Duruş ve vücut çalışmaları denilen üçüncü aşama “Asana”
  • Nefes ve biyoenerji denilen dördüncü aşama “Pranayama”
  • Astral,Çakra ve kundalini aşamaları beşinci aşama “Pratyahara”
  • Konsantrasyon çalışmalarını içeren altıncı aşama “Dharana”
  • Meditasyon çalışmalarını içeren yedinci aşama “Dhyana”
  • Trans,evrensel bütünleşme aşaması sekizinci aşama “Samadhi”

Yoga yapıldıkça, negatiflerden arınma, evrensel eylem boyutuna geçme, pozitifi güçlendirme, kişisel eylem boyutunu geliştirme, bedensel boyutu geliştirme, biyoenerji boyutunu nefesi geliştirme, duygusal enerjitik boyutu geliştirme, beyinsel,zihinsel boyutu geliştirme, hem egosal,ruhsal,spiritüel boyutları dengeleme ve geliştirme  deneyimlerini içeren bir bütüne var olmanın çoşkusuna ulaşıyorsunuz. Karmaşık gibi gözüken ama özünde zaten varoluş amacı yatan bir sadelik ve dinginlik barındırıyor yoga…

Namaste…

Alüminyum ve Paraben

Ben yapı gereği deodorant kullanmadan günümü geçirebilen bir yapıya sahip değilim. Yıllarca maalesef alüminyum içerikli roll-on kullandım. Sanırım 15 yıl kadar önceydi bir araştırma yazısı kozmetik setöründeki ürünlerde kullanılan parabenin kadınlarda göğüs kanserini nasıl tetiklediğini anlatıyordu. Konuyu hemen en yakın arkadaşım ile paylaşıp kendimi ürünlerini kullandığım tüm kozmetik malzemeleri incelerken buldum ve evet hepsinde paraben vardı. Kozmetik firmalarının satış temsilcilerine konuyu sorduğumda hepsi durumdan bi haber, parabeni duymamışlardı bile…

Deodorantım hem alimunyum hem parabenli, şahane sistematik dolaşım sistemime aldığım iki yabancı madde… Önce paraben free ürünler buldum ama alimunyumsuz ürün yoktu sonra paraben ve alimunyum free ürünler buldum ama ter kokusu problemimi çözmediler.

Ve sorunumu çok basit, maliyeti düşük, mis gibi bir yöntemle çözdüm. Denedim ve çok memnunum. Özellikle ergenlik çağındaki çocuklarınıza lütfen kullanın tabii tüm aile…

1 çay kaşığı hindistan cevizi yağı, 1  çay kaşığı karbonat, 1-2 damla lavanta yağı ( veya sevdiğiniz başka bir bitkinin baz yağı size bağlı )

Sabah temiz koltuk altına parmağınızın ucuna aldığınız küçük bir miktar ile sürüyorsunuz ve tüm gün mis gibi ter kokusuz geçiriyorsunuz.ve arınma için küçük bir adım atmış oluyorsunuz.

İlkbahar

Gerçekte önemli olanın ne olduğunu kendimize tekrar hatırlatmanın ve bu farkındalığı bulmanın en güzel mevsimi…Hoşgeldin İlkbahar…

Bedeninizi,ruhunuzu,zihninizi bu güzel mevsimin şahane enerjisi ile uyumlayın.

Kuşlar daha çoşkulu ötüyor, ağaçlar tomurcuğa durdu hatta çiçeklerini açmaya başladı. Toprak canlandı. Dün karıcaların yuvalarından çıktığını oğlum gördü 🙂 Farkına varın…

Yetişmemiz gereken işlerimizin içinde sadece 5 dakika durun, yavaşlayın, tanık olun. Bu çoşkunun içinde yerinizi tekrar hissedin. Bir ağaca dokunun ve derin bir nefes alın, sadece var olmanın huzurunu, çoşkusunu yaşayın.

Scroll To Top