Melek Ay

Ketojenik Beslenme

Ben bu yıl tanıştım bu beslenme şekli ile ve gerçekten sağlığım üzerinde ki etkisini çok sevdim.

Kesinlikle aç kalarak zayıflama sistemi değil.

Prensipte; karbonhidrat içeriğinin minumum seviyede tutulup, yeterli protein miktarına ve gereğinden fazla sağlıklı yağ tüketimine bağlı bir beslenme biçimidir. %65 kaliteli yağ, %30 kaliteli protein, % 5 yeşil ve yapraklı sebzeler, % 0 şeker ve un.

Ketozis teriminden geliyor ve vücudun gereken enerjiyi elde etmek için yağları yakma sürecine verilen isimdir.

Vücutta glukoz seviyelerini düşürerek, insülin toleransını yükseltir. Vücudun enerji kullanım sistemini revize ederek, biriken yağları yakarak enerji üretmesine olanak sağlar. Aynı zamanda ikinci beyin dediğimiz bağırsaklarımızda dost bakterileri çoğaltmayı ve güçlü bir bağışıklık sistemini desteklemeyi sağlar. Vücut bu beslenme şekli ile enerji olarak kullanmak üzere yeterli glukoz bulamadığında ve insülin seviyeleri düştüğünde devreye giriyor ve böbreklerin yağ asitlerinden üretiği ketonlar kan dolaşımı yoluyla serbest kalarak enerji olarak kullanılıyor.

Bir romatizma hastası olarak bu beslenme şeklinin eklemlerime sağladığı iyileşmeyi de eklemeden geçemeyeceğim. Bu beslenme şekli hem oğlum hemde eşim tarafından da kabul görüğü ve uyguladıkları için çok mutluyum.

Şu an işin başında olmama rağmen;

  • Tatlı ve keklerimi unsuz ve şekersiz yapıyorum.
  • Baklagilleri kontrollü tüketiyoru. Mevsiminde sebze tüketiyorum.
  • Ev yapımı kefir tüketiyorum. Ev yapımı yoğurt tüketiyorum.
  • Sebze suyumu yavaş sıkım yapan yeni aldığım bir makina ile hazırlıyorum. ( Kuvings marka ) Ve sebze sularıma zeytinyağı, zerdaçal, karabiber ekleyerek tüketiyorum. Oğlumda severek içiyor.
  • Zencefil, zerdaçal içecekleri hazırlıyorum.
  • Ekmek tüketmiyorum.
  • Avokado ve brokoli benim canlarım 🙂
  • Kemik suyu çıkarıyorum, bol kolejenli tüketiyorum.
  • Paça çorbası yapıyorum ve tüketiyorum.
  • Evde yaptığım elma sirkemiz baş tacımız.
  • Omega3 ve D vitamini takviyeleri kullanıyorum.
  • Süt içmiyorum.
  • Kvass yapımına geçeceğim ( Bunun için ayrı bir yazı hazırlayacağım )
  • Kombu çayı yapımına geçeceğim ( Bunun için ayrı bir yazı hazırlayacağım )

İşte böyle, inanın bedenimiz her hücresine kadar doğru yatırımı hak ediyor. Yaşadığımız bir çok küçük sağlık sorununun altında bile beslenmenin önemi gizlidir. Özellikle günümüzde gıda üzerinde ki kirliliği düşünün…

Doğa bize dengede ve akışta olmamızı fısıldıyor. Bir elma ağacı düşünün, eski toprak dediğimiz kişilerin yaklaşımında; bu elma ağacı meyveye durduğu zaman kendi potansiyelini hesaplar ve her bir meyvesine adil bir biçimde yeterli vitamin ve mineralleri verebilmek için ben 50 çiçeğimi elmaya dönüştürebilirim der ve diğer bütün çiçeklerini döker. Çünkü sağlıklı bir şekilde var olabilmek ve her yıl adil dağıtımlı ve faydalı meyve verebilmek için bu potansiyelini hiç aşmaz. Dengesini ve akışını korur. Ancak günümüz tarım anlayışında yeni toprak dediğimiz kişiler; hayır ben bu elma ağacından 150 elma alacağım der ve lüzumsuz kimyasalları ağaca yükleyerek onun varoluş potansiyeline darbe vurur. O ağaç o sene 150 elma verir ancak o 150 elmayı yeseniz bile 1 elmadan alabileceğiniz  almanız gereken vitamin ve minerali alamazsınız. Çünkü elma ağacının dengesi ve akışı bozulmuştur. Şu an tüm sistem maalesef bu şekilde katledilmiş durumdadır.

Oysa ki bir ağacın, bir tohumun bile potansiyeline saygı duymamız ve müdahale etmemiz gerekirken…

 

 

About melekay

1975 Antalya doğumluyum. 21 yıl turizm sektöründe çalıştım. Anne olduktan sonra mesleğimi bırakıp tam zamanlı anne oldum. Doğal yaşam,bütünsel sağlık,şifa konuları çocukluğumdan bu yana en büyük ilgi alanım. Nefes eğitmeniyim. Meraklı bir şahsiyet, Murat'ın eşi, Ali'nin annesiyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll To Top